Dalyan Kaunos ilklerin kenti…

0
73
Dalyan Kaunos ilklerin kenti…

Dalyan Kaunos ilklerin kenti…

Muğla’nın Köyceğiz ilçesindeki, 3 bin yıllık tarihi geçmişi bulunan Kaunos Antik Kenti’ndeki 2013 dönemi kazı çalışmaları başladı.

Kazı Başkanı Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengiz Işık, yaptığı açıklamada Kaunos’ta yapılan çalışmalarda Anadolu arkeolojisi için bilinmezleri ortaya koyacak çalışmalar gerçekleştirdiklerini söyledi. Işık, Kaunos’u Arkeolojide ilklerin yaşandığı antik kent olarak tanımladı.

Dalyan kanalı ve İztuzu sahiline tatile gelen yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken Kaunos Antik Kentindeki çalışmalar Demeter kutsal alanı, Korin tapınağı ve Akropol bölgelerinde sürüyor. Doğal faktörlerden dolayı yıpranan Kaya mezarlarının korunması için geçtiğimiz yıllarda hazırlanan ve şimdilik buzdolabında bekletilen nano teknoloji projesinin ise yeniden projelendirilerek önümüzdeki dönemlerde hayata geçirilmesi planlanıyor.

Prof. Dr. Cengiz Işık kendine has yorumlarıyla Kaunos’ta yapılan çalışmaları anlattı.

-Kaunos özel bir kent

“Kaunos Antik Kentinin kendine has bir dokusu var. Kaunos, Efes Antik Kenti gibi mermerden devasa yapıların olduğu bir yer değil. Kaunos kendi içerisinde çok mütevazi, kendi malzemesini kullanan, kendi karakter ve kültürünü kullanan bir kent. Bu da Kaunos’u diğer kentlerden ayrıştıran bir özellik. Kaunos Antik Kenti Muğla’nın en çok ziyaretçi gelen ve gelir getiren ören yerlerinden birisi. Ziyaretçilere kenti anlayarak gezebilmeleri için bir imkan sunuyoruz”

-Kaunos Anadolu’da ilkleri barındırıyor

“Kaunos Antik Kenti’nin Anadolu arkeolojisinde ilkleri barındıran özelliği olduğuna dikkati çekmek istiyorum. Bu güne kadar antik yazarlardan deniz tuzunun nasıl üretildiğini okuduk. Bunu İztuzu plajında bulunan, Antik Çağ’daki tuzun üretim merkezi olan “tuzla” denilen yerde görebiliyoruz. Kentte, yıllar önce açığa çıkarılan ölçüm platformu denilen bir platform yer alıyor. Ölçüm platformu kentin cadde ve sokaklarının rüzgara göre oryante edilmesinde kullanılan bir platformdur.

Yine Kaunos’un ilkleri arasında dil bilimciler açısından bugün Karca’nın (Kaunosca) Anadolu dilleri içerisinde en son çözülebilen dillerden birisidir. Kazı alanında bulunun eserlerin çoğunun bronz olduğunu kaydettik. Kaunos’ta 100 tane heykel varsa bunların 99’u bronz. Antik çağda bir heykel traş, yılda 100 tane heykel yapıyorsa, 5 tane bronz heykel yapabiliyordu. Bu çok pahalı bir şey, hem malzemesi pahalı hem de sanatsal olarak zor bir meslek dalıdır bronz heykel dökümcülüğü antik çağda. Bu da Kaunos’un zenginliğini ortaya koyuyor”

-Nano teknolojiye yeni proje

“Kaya mezarlarının nano teknolojiyle korunması konusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı, Başkent Üniversitesi ve TÜBİTAK ortaklığında 16 milyon lira değerinde bir proje hazırlandı. Bu proje nano teknolojiyle kaya mezarlarındaki erimenin önüne nasıl geçilebileceğiyle ilgili projenin AR-GE çalışmasıydı. Projenin içerisinde Ahlat’ta bulunan Selçuklu mezarlığıda vardı. Proje TÜBİTAK’tan çıkma aşamasında iken proje içerisinde yer alan TÜBİTAK’ta bulunan arkadaşların da görev yerleri değişti. TÜBİTAK’tan son alınan yazıda ise yeniden projelendirme istendi. İnşallah bunu yeniden projelendirerek sunacağız”

-Yeni çalışma alanları

“Kaunos antik kentinin tarihe ışık tutan ören yerlerinden biri. Kazı ekibine yurt içinden ve dışında da katılanlar var ve bu yılki kazı çalışmalarını 43 kişilik ekiple sürdürüyoruz. Kazı çalışmalarını hamam binasının arkasında yer alan ve “Korint Tapınağı ” denilen mekanda yapacağız. Ayrıca bu yıl restorasyon çalışmalarına ağırlık vereceğiz. Kaunos kentinin farklı bir restorasyon şekli vardır. Bizim restorasyonumuz, bir binayı olduğu gibi farklı malzemeler kullanarak tamamı ile ayağa kaldırmak değildir. Bu restorasyon değil, yeniden kurmaktır. Restorasyon, binayı daha çok algılanabilir bir konuma getirip, insanlara öyle sunmaktır. Bizim amacımız restorasyonla, Antik çağda o binanın işlevinin ne olduğunu insanlara anlatabilmek”

-Yeni alanlar gün yüzüne çıkarılıyor

“Şu anki çalışmalarımız Apollon kutsal alanını doğu yönde sınırlandıran kustua’nın basamaklarını gün yüzüne çıkarıyoruz. Antik dönemdeki Agora ile kot farkı olduğunu gördük ve bu kot farkının basamakla ortadan kaldırılmış olduğunu tahmin ettik ve şu anda bu basamaklar gün yüzüne çıkarıyoruz”

-Arkeoloji müteahhitlik hizmeti değildir

“Ülkemizde bilhassa son dönemde yapılan ve başarı diye lanse edilen alel acele çalışmaları kabul edemiyorum. Arkeoloji müteahhitlik hizmeti değil multi disipliner bir bilim alanıdır. Bilim ve Teknoloji her gün yeni yeni imkanlar sunuyor. Bunları anlamamız bile mümkün olmuyor, o nedenle yurt içi ve yurt dışından birçok farklı disiplinden bilim insanıyla birlikte çalışıyoruz. Ama bakıyorum birçok yerde kepçelerle vinçlerle bir sürattir gidiyor. Arkeolojide geri dönüş imkanınız yok. Her türlü bulguyu en iyi şekilde değerlendirmek zorundasınız. Ben kazı heyeti başkanı olarak atılan her adımı en ince ayrıntısıyla kavramak takip etmek zorundayım. Bir bilim insanı bunu 12 ay sürdüremez. Gerek üniversite çalışmaları gerekse yapılması gereken değerlendirmeler için ayrılacak süre buna elvermez. Arkeoloji bizimle başlayıp bitmesi gereken bir süreç değil, arkadan gelenler var, teknolojinin her gün sunduğu verileri daha iyi değerlendirme imkanları var.  Ama insanlar da elde edilen sonuçları görmek faydalanmak istiyorlar. Haklılar da. Bunun için yapılacak olan bellidir: Algıyı sağlayacak düzeyde verileri sunarsınız. Yoksa müteahhit gibi şehri inşa edip sunmak için koşuşmazsınız. Bu yanlıştır, Arkeoloji camiasındaki bu tür anlayışlar bizlerinde motivasyonunu bozuyor”

-Önemli bulgular elde edildi

“Kaunos’taki çalışmalarımız çok farklı alanlarda gerçekleştiriliyor. Bilimsel çalışmalara yönelik kazıların, araştırmaların yanı sıra hem arkeolojik park projesine yönelik uygulamalarımız, restorasyon, konservasyon ve de onarım çalışmaları var. Örnek olarak Tiyatro Çeşmesi, Demeter Kutsal alanını ve günümüzün alışveriş merkezi hüviyetinde olan Liman Agorasındaki Bazilika oldu. Ayrıca Liman Agorası yürüme tabanı üzerine inebilecek temizleme çalışmalarımız oldu. Bu çalışmalardaki umudumuz Antik Çağda Agorayı süsleyen anıtlardan bize kalan arkeolojik kalıntıları ortaya çıkartmak. Yapılan bu çalışmalarda tarihe ışık tutacak çok önemli bulgular elde edildi”

-Arkeolojik park çalışmaları ve Kilise

Diğer taraftan çalışmalara Arkeolojik park olarak ağırlık vermek istiyoruz, kazı çalışmalarının dışında son on yıldan beri olmazsa olmazlarımızdan biri Arkeolojik park çalışmaları ve Kaunos’taki bilgilendirme levhalarından da net bir biçimde görüldüğü gibi bu yapıların hemen yanı başına koyacağımız Restisyon çizimleriyle de ne olduğunu anlatmak istiyoruz. Biz Kaunos’ta sadece Arkeolojik çalışmalar yapmıyoruz, biz yalnızca bilim adına arkeolojik bilimsel kaymağı elde edip, yayınlayıp ün peşinde koşmak gibi bir hevesimiz yok. Konservasyona ihtiyacı olan arkeolojik malzemeyi gücümüzün zamanımızın yettiği ölçüde yapmakta bizim başta gelen görevlerimiz arasındadır. Şapel’in (Kilise) taban mozaiği geçen sene açığa çıkartıldı. Şapel’in taban mozaiği Geç Dönem olmasına rağmen büyüleyici bir taban halısı gibi sanki bir Isparta halısı hüviyetinde. Hemen konservasyonunu yaptık, koruma altına aldık ve kalıcılığı sağladık. Arkeolojik park programı çerçevesinde Kanunos’u ziyaret eden yerli ve yabancı her ferdin bu keyfi yaşaması lazım. Buraya bir platform yaptık o platformun üzerine çıkan seyirciler bu mozaiği izleyebiliyor, belki de kendilerini hayal dünyasına daldırıyorlar”

-Büyüleyici Tiyatro Çeşmesi

“2 yıl süren çalışma sonunda ortaya çıkarılan ve 1966 yılında başlanan kazı çalışmalarından önce göçük vaziyette duran yıkıntının altından çıkan büyüleyici “Tiyatro Çeşmesi” bir diğer restorasyon anlamındaki projemiz. Tiyatro Çeşmesi, tiyatronun yüz yılardan beri en büyük yara aldığı nokta tonozlu girişin hemen doğusundaki kısımdır. Yüz yıllardan bu yana ürkütücü bir yığın vardı ki burada bir tek taşı dahi almaya cesaret edememiştik. Başkent Üniversitesinin 2 yıl süre ile sağladığı vinç sayesinde tiyatronun o göçüğünü kaldırdık.

Onu kaldırdığımızda iki yıllık çok zorlu bir çalışma sonunda Kaunos’un anıtsal bir çeşme yapısı Klasik Çağdan bir çeşme yapısı Tiyatro anelamasının11.80 metreuzunluğunda kalıntıları ortaya çıktı. Planladığımız, projelendirdiğimiz kazı çalışmaları bittiğinde artık anelamanın projesine yönelik çalışmalara da başlayacağız. Yine proje içerisinde alınmış olan orijinal taş basamaklar bizim projemiz doğrultusunda ahşap olarak devam ediyor. Ziyaretçiler antik dokuyu da kullanarak bu ahşap merdivenle daha emin bir şekilde tiyatronun içine ulaşabiliyorlar”

-Bazilika (Alışveriş – Hukuki ticari ve adli yargı binası)

“Roma Dönemi Bazilikası diye adlandırdığımız çalışmalarımızda Roma döneminin ticari aktivitelerinin gerçekleştirildiği bölgede çalışmalar yaptık. Bazilika Roma döneminde hem alışveriş alanı hem de hukuki ticari ve adli yargı organlarının işlem gördüğü bina olarak bilinmektedir. Liman Agorasının hemen karşısındaki tamamen çalı çırpı ile kapalı olan yerin doğu kısmını açığa çıkardık. Bundan sonra buranın çizimini yaparak hem restorasyon hem de kazı çalışmalarımızı nasıl yönlendireceğimizi belirleyeceğiz. Aynı zamanda Kaunos’un genel olarak ticari aktivitesi konusunda ve limanla olan bağlantısının bilinmeyen noktalarını ortaya çıkaracağız”

-Kaunos Tuzlası

“Antik çağın pharmakolojisinde göz tedavisi için kullanılan Kaunos tuzunun üretildiği tesis hakkında önemli bulgular elde edildi. Başkent Üniversitesi’nin maddi ve Maden Tetkik Arama Enstitüsü’nün ekipman desteğiyle Kaunos’un üç önemli alanında “Sığ Deniz Sismiği” çalışması gerçekleştirildi. Bu çalışma Arkeoloji’de bir ilk olarak nitelendirildi. Bu yer Kaunos’taki araştırmalarımızın ancak 40. yılında keşfedilmiştir. Birbirinden kanallarla ayrılan üç tam ve iki yarım parseller içine toplam 48 adet tuz tavasının yerleştirildiği tesis, Dalyan Deltası’nın ucunda oluşan İztuzu kumsalının arkasındaki “Tuz Gölü” ile arkasındaki kayalık tepe arasında kalan dar bir kumul üzerine yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre arkadaki kayalığın ilk kırılıp çökmesi sonucu, bugün tuz tavalarının üzerinde bulunduğu dar platform oluşmuş, sonraki kopup çökme ise, göl çanağını meydana getirmiştir. Ve bu göl çanağı, son buzul çağından buyana da 27 metreye ulaşan sedimentle dolarak şimdiki yüksekliğine gelmiştir. Temel kaya su yüzeyinden27 metrederindedir. Çalışmalarımızda “Tuz Gölü” çanağının ne zaman ve nasıl oluştuğu, ana kaya tabanının ne kadar metre aşağıda uzandığı, Tuzlanın yapıldığı dar kumul düzlüğün nasıl bir jeolojik başkalaşım sonrasında oluşumu, tesise ait başka mimari dokunun varlığının saptanıp saptanamayacağı, tuzlanın faaliyet gösterdiği dönemlerde gölün denizle olan bağlantısının olup olmadığı ve tabii tuzlanın neden burada kurulduğu araştırılmaktadır”

-Tuz tavalarının işleyişi

“Tavaların bulunduğu alan üzerinden de veri toplandı, Arkeolojik yöntemlerle saptanan mimari döşemin dışında, kumul altında saklı bir başka kalıntının verilerine rastlanılmadı. Tuzlanın buraya yapılmasının nedeni ilk bulgulara göre yaz aylarındaki sıcak lodos rüzgârının göl üzerine doğru esmesi de önemli bir etkendir. Bu durumda tuz, tavalardaki çökeltisine gelinceye kadar iki ön aşamada belli ölçüde yoğunlaşmaktadır. Tuzun sadece yaz aylarında üretildiği dikkate alınırsa, bu ön buharlaşma olanağının varlığı önemini ortaya koymaktadır. Önce göl çanağı içindeki su, belli bir seviyeye kadar buharlaşmaktadır; buradan kanallara geçen yoğunlaşmış su, kanal içindeki bekleme süresi içinde biraz daha yoğunlaşacaktır. Buradan tavalara alınan tuzla yoğunlaşmış suyun alan üzerinde oluşan türbülans nedeniyle tuza dönüşmesi zaman almayacaktır. Tuz tavalarının hacmi ve deniz suyunun yoğunluğu dikkate alınarak yapılan hesap sonrasında, bir tava içinde meydana gelen tuz yaklaşık50 kg. civarındadır ki, bu da bir insanın kendi taşıyabileceği bir yüktür. Bu da taşınmanın göle bağlanan kanal üzerinden teknelerle Kaunos’a getirilmiş olabileceği fikrini akla getirmektedir”

-Arkeolojide ilk “Sığ Deniz Sismiği” çalışması Kaunos’ta

“Kaunos örenindeki “Sığ Deniz Sismiği” projesi çalışması ise Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Başkent Üniversitesinin ortaklaşa yürüttü. TÜBİTAK destekli bu çalışma, Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Jeoloji Bölümü, Maden Tetkik Arama Enstitüsü (MTA) ve Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüklerinin (TKİ) katılımıyla gerçekleştirildi. Ayrıca bu çalışmalar önümüzdeki dönemlerin aynı alanlardaki araştırmaların esasını oluşturacak “veri toplama” olarak değerlendiriyoruz. Başkent Üniversitesi’nin maddi ve Maden Tetkik Arama Enstitüsü’nün ekipman desteğiyle Kaunos’un üç önemli alanı “Kaunos Tuzlası”, “Sultaniye/Leto Kutsal Alanı” ve “Ticari Limanı”nda gerçekleştirilen bu “Sığ Deniz Sismiği” çalışması da Arkeoloji’de bir ilk oldu”

-İlk kazı 1966 yılında yapıldı

3 bin yıllık tarihi olan Kaunos Antik Kenti’nde 1966 yılında Prof. Dr. Baki Öğün tarafından başladı. Baki Öğün’ün yaşamını yitirmesinin ardında arkeolojik araştırmalar ve kazı çalışmaları Prof. Dr. Cengiz Işık başkanlığında, farklı bilim dallarından oluşan ekip ve teknik personel tarafından sürdürülüyor. Çalışmalar, öngörülen program çerçevesinde kazı, konservasyon ve restorasyon, onarım, deneysel arkeoloji, arkeolojik park çalışmaları ve düzenlemeler gibi farklı çalışma alanlarında gerçekleştiriliyor.

Haber ve Fotoğraflar : Ömer Kundakçı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.