Eğitim-Sen’den “İş Bırakma ve Boykot”

0
27
Eğitim-Sen’den “İş Bırakma ve Boykot”

Eğitim-Sen’den “İş Bırakma ve Boykot”

 

Eğitim-Sen, “Laik, Bilimsel, Anadilinde Eğitim ve Demokratik Yaşam İçin” “İş Bırakma ve Boykot” eylemi yaptı.

 

Ortaca Cumhuriyet meydanında yapılan eyleme CHP, HDP parti temsilcileri, bazı STK’lar ve vatandaşlar da destek  verdi.

Eğitim-Sen adına basın açıklamasını yapan Ortaca ilçe temsilcisi Nuri Demir, Eğitim sistemi ve okulların tamamen siyasi iktidarın denetimine girmesine ve egemen ideolojiye teslim edilmesine asla izin vermeyeceklerini göstermek için ülke çapında “Laik Bilimsel Anadilinde Eğitim ve Demokratik Yaşam İçin” iş bırakma ve boykot eylemi düzenlediklerini  söyledi.

Eğitim-Sen Ortaca ilçe temsilcisi Nuri Demir basın açıklamasında şu görüşlere yer verdi.

“Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası’nın (MESS) dayatmalarına ve sarı sendikacılığa karşı, insanca ve onurlu bir yaşam ve gelecek için mücadele eden Birleşik Metal- İş öncülüğündeki metal işçileri, 29 Ocak 2015 tarihinde 10 kentte ve 22 fabrikada coşkuyla greve başlamışken emekçilere olan düşmanlığı sistematik hale getiren AKP Hükümeti, grevi yasaklama kararı almıştır.

Eğitim Sen olarak metal işçilerine yönelmiş bu keyfiliğin, anti demokratik uygulamanın bütün emekçileri ilgilendirdiğinin bilincindeyiz. Bu karar, AKP’nin demokrasi anlayışının da sınırlarının göstermesi bakımından önemlidir. Anayasal bir hakkın kullanılmasının böylesine pervasızca engellenmesine karşı Birleşik Metal-İş Sendikası’nın ve metal işçilerinin yanında olacağımızı duyuruyoruz. AKP hükümetini hemen her alanda kendisini gösteren yasakçı ve baskıcı anlayışından vazgeçmeye, işçilerin-emekçilerin en temel haklarına yönelik saldırılarına derhal son vermeye davet ediyoruz. Bu anlamda metal işçilerinin onurlu direnişini selamlıyoruz.

Türkiye`de eğitim sistemi ve toplumsal yaşamın siyasi iktidarın siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda tekçi, baskıcı ve dayatmacı bir şekilde düzenlenmektedir. Eğitimin bütün kademelerinde pedagoji bilimine tamamen aykırı, bilim düşmanı politika ve uygulamalar artmıştır. Okulöncesinden üniversitelere kadar eğitim sistemi büyük oranda dini kural ve referanslara göre biçimlendirilmektedir.

Siyasi iktidar, eğitim sistemini bilimsel ve demokratik değerleri temel almak yerine, farklı din, mezhep ve kimlikleri yok sayan ayrımcı politikaları hayata geçirmektedir. AKP, çok inançlı, çok dilli, çok kültürlü Türkiye toplumunu özellikle inanç ve kimlik farklılıkları üzerinden kutuplaştırmayı ve çatışma alanları yaratarak, baskıcı, otoriter iktidarını pekiştirmeyi hedeflemektedir.

Eğitimde 4+4+4 dayatması, zorunlu ve “zorunlu seçmeli” din dersleri uygulaması, TEOG, YGS ve LYS`de öğrencilere din soruları sorulması, öğrencileri imam hatiplere yönlendirme uygulamaları, normal ortaokullar içinde imam hatip sınıflarının açılması, reşit olmayan kız çocuklarının başının kapatılması, öğretmen atamalarındaki branş dağılımı, okullara mescit açılmasının zorunlu tutulması; karma eğitimi kaldırma girişimleri, artan siyasi kadrolaşma uygulamaları ve son olarak 19. Milli Eğitim Şurasında alınan kararlar gibi birçok konu başlığında, eğitimin dini kurallara göre düzenlenmesi uygulamaları hızla artmaktadır.

İktidarın eğitimi tamamen dini kurallara göre düzenlemek hedefiyle 19. Milli Eğitim Şurası`nda aldığı kararlar, eğitim sisteminin ve ülkenin nereye götürülmek istendiğini açıkça göstermektedir. AKP`nin tüm topluma yönelik zorla “tek din, tek dil, tek mezhep” dayatması, toplumun farklı kesimlerine yönelik ayrımcı, dışlayıcı ve farklı inanç ve kimlikleri aşağılamaya dayanan uygulamaların artmasına neden olmuştur.

Türkiye`de eğitim kurumları, AKP`nin mezhepçi, ayrımcı ve otoriter uygulamaları ile gerçek işlevlerinden hızla uzaklaştırılırken, iç güvenlik paketi gibi faşizan özellikler gösteren düzenlemelerle laik, bilimsel eğitime ve demokratik yaşam anlayışına karşı siyasal iktidar  resmen savaş ilan etmiştir.

Laik olmayan bir eğitim sisteminin demokratik ve bilimsel olması, demokrasi, eşitlik ve özgürlük mücadelesine hizmet etmesi, bireylerin inançlarını hiçbir baskı altında kalmadan gerçek anlamda özgürce yaşaması mümkün değildir. Gerçek anlamda eşit, özgür ve laik bir eğitim ancak demokrasinin, eşitliğin, hak ve özgürlükler alanının genişlemesi ve bütün yurttaşların eşit haklar temelinde bir arada yaşaması ile mümkündür.

Hiçbir toplum birbirinin aynı düşünen, aynı inancı paylaşan, aynı değerleri benimsemiş insanlardan oluşmadığına göre, tüm düşünce, inanç ve değerler karşısında tarafsız olması gereken bir devletin, sadece belli bir inanç sisteminin kural ve ibadetini okullarda öğretmesi kabul edilemez. Devlet, kişisel bir alan olan inanç alanından elini çekmeli, siyasi iktidar inanç alanını kendi çıkarları için istismar etmekten derhal vazgeçmelidir.  Katılımlarından ve desteklerinden dolayı tüm emek dostlarına teşekkür ediyor; Çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakmak için önümüzdeki günlerde de sizlerle birlikte yürüyüşümüzü sürdürmek istiyoruz”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.