Ortaca’da ‘SESSİZ ÇIĞLIK EYLEMİ’

0
98

Ortaca’da ‘SESSİZ ÇIĞLIK EYLEMİ’

Ortaca Kent Konseyi Genel Sekreteri Nilgün Türk; “Son 10 yılda yapılan araştırmalara göre; Ülkemizde Çocuk istismarı vakaları yüzde 700 arttı. 8 yılda kayıp çocuk sayısı,104 bin 531 oldu”

 

Ortaca’da, vatandaşlar, bazı sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti temsilcilerinin de katıldığı  “Sessiz Çığlık Eylemi” düzenlendi.

Ortaca Kent Konseyi tarafından organize edilen ve sosyal medya üzerinden haberleşerek Ortaca Atatürk anıtı önünde toplanan vatandaşlar yapılan protesto ve basın açıklamasının ardından dağıldılar.

Ortaca Belediye Başkanı Hasan Karaçelik’in de destek verdiği eylemde katılımcılar Sessiz kalma afişini imzaladılar.

Eylemcilere destek veren Ortaca Belediye Başkanı Hasan Karaçelik, şiddete yönelik cezaların en ağır şekilde artırılması, her türlü şiddet ve istismarın son bulması dileğiyle “Sessiz kalma” afişini imzaladı.

Eylemciler adına basın açıklamasını okuyan Ortaca Kent Konseyi Genel Sekreteri Nilgün Türk, artarak devam eden “ÇOCUK, HAYVAN, KADIN, ENGELLİ” dostlarımıza uygulanan insanlık dışı gelişmeleri kınamak için bir araya geldiklerini söyledi.

Ortaca Kent Konseyi Genel Sekreteri Nilgün Türk ‘ün basın açıklaması şu şekilde.

“Siyahlara büründük, YAS’DA değil isyandayız. Çocuklar uyurken sessiz kalınır, ölürken değil diye, atmak isteyip de atamadıkları ÇIĞLIKLAR için. 1 dakika boyunca içimizden gelen isyan çığlıkları ile sessiz kalıyoruz.

-Leyla…..   Eylül…. Karabaş….. Tekir…!.

İsmimizin ne olduğunun gerçekten bir önemi yok. İnsan mıyım yoksa hayvan mı? Cinsiyetçi ayrımcılığa maruz kaldım mı, ya da bedenimdeki özel gereksinim nedeni ile engelli, özürlü, sakat mı dedin bana;  Adım bu mu….? Sen hiçbir çocuğun ateşinin düşmesini bekledin mi sabaha kadar, ya da bir çocuğun burnunu sildin mi, dizi yere çarptığında senin canın yandı mı ondan önce, ya da bir köpeğin başını okşadın mı gözlerinin ta içine bakarak…

Ama onlar seni aradı gözleri ile, kaçırılırken, tecavüze uğrarken, uzuvları kesilip işkence görürken, Evet senin içindeki vicdanı aradı gözlerim…. Çığlık attım derin ince sessiz… sesimi duyan var mı? Gün geçtikçe artan ve artık günlük hayatın ne yazık ki bir parçası haline gelen; çocuğa, kadına ve hayvanlara karşı şiddet ve bunların arasında yer alan işkence haberlerini endişeyle izlemekteyiz.

Tablo vahim, tablo dayanılmaz, tablo korkunç… Son 10 yılda yapılan araştırmalara göre; Ülkemizde Çocuk istismarı vakaları yüzde 700 arttı.10 yılda 300 bin istismar kayıtlara geçti. Tecavüzlerin sadece yüzde 5 i ortaya çıkarılıp adli vaka olarak işlem görüyor. Gerçek rakamlar ortaya çıkarılan sayıların kat be kat üzerinde.. Yapılan resmi başvurulara göre son 8 yılda kayıp çocuk sayısı,104 bin 531. Bu rakam dünya da pek çok ülkenin nüfusundan daha fazla, hatta şu anda yaşadığın şehrin nüfusunun nerede ise 3 katı…

 

-Ne yazık ki sessiz çığlıklar gün geçtikçe artmakta LÜTFEN DUYUN SESİMİ…

Çünkü benim ülkemde; Küçüğün rızası ile olmuş, 1 kereden bir şey olmaz, Çocuğunuza çığlık atmayı öğretin diyen yöneticilerimiz var… Ve bir çocuk sessiz çığlıklar atarak yine ÖLDÜ…  VE siz yöneticiler yine şükrettiniz. “ÇOCUK TECAVÜZE UĞRAMAMIŞ…”

Oysa ki benim Devletimde BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile önleyici bir sistem kurarak, çocukları ihmal ve istismardan korumayı taahhüt etmiş bulunmaktasınız.

-Hatırlatırız…

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından toplumsal cinsiyet eşitliği, cinsel ve üreme sağlığı eğitiminin müfredatta yerini almasını. Olaylar meydana geldikten sonra değil; ihmal veya istismar edilmeden önce; riskleri fark edip bunları ortadan kaldırmaya yönelik sistemler kurmak zorundasınız. Bu nedenle, bütün önceliğin önleyici hizmetlere verilmesini. Çocuklara yönelik şiddetin önlenmesi için Ulusal Eylem Planının bir an önce yayımlanıp hayata geçirilmesini. Sadece çocuklar için, çocuklara yönelik bir şikayet hattının açılmasını.  En önemlisi çocuklarla ilgili bilgilerin gizliliğinin mutlaka sağlanmasını. Siyasetçi ve yöneticilerimizden, daimi bir çocuk komisyonu kurulmasını. Bütün partilerin de, bu konuya özgü çalışma grupları ve politikaları hayata geçirmesini talep etmekteyiz.

İdam veya hadım isteyerek Suçun bireyselleşmesine, Bireyselleşirken de Eğitimin, medyanın en önemlisi siyasi iktidarın şiddete karşı rolünü görmezden gelmeye karşı çıkıyoruz.

Şiddeti ve şiddetle mücadele yollarını açıp bir an önce Devletin koruma ve adalet mekanizmalarını hayata geçirmesini, Suçlunun cezalandırılmasında, çocuğa verdiği zarar, hukukta orantılılık ve birey olarak çocuğun ve bir grup olarak çocukların yüksek yararı gözetilerek, cezasızlığa yer vermeyecek şekilde yapılandırılmasını  TALEP ETMEKTEYİZ…

-Eğitim evde ve KADIN’da başlar

Bizler eğitimin en başta evde ve en önemlisi KADIN’da başladığına inanıyoruz. Özgürlük ve eşitlik talebimiz, çocukların, kadınların, hayvanların katledilmediği, tüm haklarımızın anayasal güvenceye alındığı, tahrik ve iyi hal indirimlerinin, tecavüze uğramamıştır şükür söylemlerinin dillendirilmediği bir gelecek kurana kadar sürecektir.

Çocuklar dünyayı elimizden alana kadar, 1 günlük de olsa dünyaya arkadaşlığı öğretene kadar,  Dünyaya ölümsüz ağaçlar dikene kadar eylemlerimiz devam edecek.

Sessiz çığlığımıza destek veren tüm siyasi parti, sivil toplum üyelerine, kepenklerini yarım saat kapatarak eyleme destek veren esnaflara, ben de VARIM, bir olmanın yanında birlik olma ZAMANIDIR diyen yürekli dostlarımıza teşekkür ederiz. Söz veriyoruz can verirken atamadığınız çığlığınız olacağız…

Gürcan Kundakçı-Melahat Kanbur

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.