ATIK SULARIN ARITIMI

0
45
ATIK SULARIN ARITIMI

ATIK SULARIN ARITIMI

Türkiye genelinde yerleşim yerlerinden %0,15’inde yani 43 tanesinde arıtım tesisi var. %99,85’i atık sularını hiçbir arıtım işlemine tabi tutulmadan deniz, göl ve akarsulara vermeye devam ediyor. Hatta şu da bir gerçek: arıtma tesisi olan belediyelerin çoğu işletme maliyeti artıyor diye arıtımı çalıştırmıyor.
Yapılan istatistiklere göre, kirli atık suların %45’i evsel niteliklidir. Bunların %80’i arıtılmadan alıcı ortama bırakılıyor. İncelenen 9325 endüstriyel işletmeden sadece % 09’unda arıtım tesisi mevcut.
Organize sanayi bölgelerinin durumu da pek farklı değil. Faaliyet gösteren 40 organize sanayi bölgesinden sadece %14’ünde yani 5,6’sında arıtım yapılıyor.%86’sı çok çeşitli atıklarını istedikleri gibi sorumsuzca deşarj ediyor.
Turizm sektörü açısından deniz ve kıyıların temizliği büyük önem taşır. Ancak yapılan incelemede ülkede bulunan 5000’e yakın büyük turistik tesisin ancak 850 tanesinde arıtım tesisi bulunuyor. %80’den fazla tesiste maalesef arıtım yapılmıyor. Çoğu sahillerde kurulmuş bu işletmeler atıklarını denize vermek zorundadırlar. Bulundukları il veya ilçenin arıtımı varsa belki buraya göndereceklerdir. Aksi durumda ne yapılabilir? En kolay deşarj bölgesi denizdir. Aslında bu işletmelere arıtım tesisleri kurmak ve çalıştırmak zorunluluğu getirilmiştir. Ama nerde ?
GÖLLER VE AKARSULARDA KİRLİ SULARDAN NASİBİNİ ALIR
Son yıllarda tarımsal ürünleri arttırmak için özellikle Bursa, Manisa, Çukurova, Adapazarı, Antalya ve Konya’da kimyasal gübre ve tarım ilaçları kullanımında artış oldu. Yılda yaklaşık 40.000 ton pestisit ile 5 milyon tondan fazla kimyasal gübre toprağa atılıyor. Yıldan yıla miktarda azalış yok, aksine artıyor. Artan nüfusa ürün yetiştirmek uğruna önce toprak, ardından sular kirletiliyor. Toprak kirlenmekle kalmıyor çoraklaşıyor, verimden düşüyor.
Bugün Tuz Gölü, Manyas, Bafa, Eğirdir, Eber, Beyşehir, Akşehir ve daha pek çok göl (sulak alan) kirlidir. Ülkenin en büyük nehirleri olan Kızılırmak, Sakarya, Yeşilırmak ve hatta Dicle-Fırat kirli akıyor. Menderes, Gediz ve Göksu deltaları büyük ölçüde kirlenmiştir.
Konya ilinin kanalizasyon ve organize sanayi artıkları arıtılmadan drenajla Tuz Gölü’ne veriliyor.Göl kurumuş ve çoğu yeri karalaşmış durumdadır.Ülke tuz üretiminin %70’ini burası sağlar.Yapılan bir hesapla, yılda 5000 ton deterjan, 350.000 ton yağ ve gres, 5000 ton organik atıklar, 90 ton nitrat, 60 ton sülfat ve 300 kg. civa Tuz Gölü’ne akıyor. Bir yandan tuz üretin diğer yandan zehirleyin. Buradan sağlanan tuzun ne derece sağlıklı olduğunu bir düşünün. Bu tuz sofralarımıza geliyor.
KİRLİ GÖL VE AKARSULARDAN AVLANAN SU ÜRÜNLERİ SAĞLIKLI OLABİLİRMİ ?
Çeşitli kimyasalların akıtıldığı göller, akarsular ve lagünlerde yaşayan balıkları, kerevitleri insanlar tüketiyor. Su ortamı temiz değilse, su ürünleri sağlıklı olamaz.Bunları tüketen insanlarda zaman içinde çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. Böyle kirli sularla ortamlarda sudaki besin zinciri kopmuştur. Tedbir alınmazsa kısa süre sonra sulak alanlar da birer kara parçası haline geleceklerdir. Oysa sulak alanların korunması için yasalar mevcut, tedbir alan yok.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.