0
67

      TARLADAN 50 MİLYAR DOLAR

Türkiye Ziraat Odaları Başkanı Şemsi Bayraktar’ın Hürriyet Gazetesinde bir demeci vardı. Türkiye “Tarımla ilgili sorunlarını çözerse 10 yıl içinde 150 milyar dolar tarımsal hasılaya ve 40-50 milyar dolar ihracat yapacak düzeye gelir “ diyor başkan. Keşke tarımla ilgili sorunları çözebilsek , bu ülkenin kaynakları değil 50 milyar dolar , 150 -200 milyar dolar bile ihracat yapabilir.. Ama hiç bir hükümet bu önemli ve hayati konunun üzerine planlı , proğramlı olarak gitmedi. Onlarca hükümet değişti. Türkiye tarımında reform yapmaya nereden ve nasıl başlamalıyız. Gelişmiş Avrupa ülkeleri neler yapmış ve yapmaya devam ediyor bu önemli konuda?. Biz de zaman kaybetmeden tarımı Avrupalının yaptığı biçimde nasıl yerine oturtmalıyız demedik…Demirel Hükümeti zamanında 5 yıllık tarım gelişme proğramları vardı. Başarılı olmadı. Çünkü , bu öğle basite alınacak bir konu değil , işin uzmanları uzun çalışmalar yapacak , hayali beklentiler değil , gerçek değerler üzerinde çalışarak  ülkenin iklimini , ekolojisini , insan yapısını , toprağın karekterini , su durumunu, hangi bölgede hangi ürünün başarılı olacağını  dikkate alacaklar… Ne hayvancılıkda , ne de tarımda bunlar ciddiye alınmadı… 50-60 yıldır hep bocalayıp durduk… Nüfus arttı, ürünler artmadı. 25-30 yıl önce kendi ihtiyacını karşılar iken bugün 17 kalem tarım ürününü ithal eder olduk…

Demirel Hükümeti devam ederken 1960 ‘lı yılların sonlarında buğday rekoltesi birkaç yıl 25 milyon tonlara erişti. Bunun nedeni , ülke koşullarına uyum sağlayan yabancı menşeli buğday tohumlarının ithali ve ekilmesi oldu. Bunu devam ettiremedik , rekolte yine 20 milyon tonların altına indi. Bu yetmedi, baklagiller , yağlı tohumlar , buğday ,pamuk ve hatta sapı samanı bile dışardan almaya yöneldik. Hayvancılıkta ise mevcudu bile koruyamadık , çayır ve meraları buğday tarlalarına çevirdik . Hayvan ve et ithaline başladık.

Gerçek manzara bu !. Ziraat Odaları Başkanı nerelerde hata yaptık , bu gidişi nasıl değiştirebiliriz bunları söylemiyor. Sadece temennilerde bulunuyor. Hepimiz biliyoruz , bu ülkenin geniş ve verimli toprakları Avrupa’yı doyurur. Ama neler eksik ve ne yapılmalı. Ben kısaca aşağıda  bunlara değineceğim.

Konya vilayeti büyüklüğünde Hollanda , kötü iklim koşullarına karşın tarım ürünlerinden ve hayvancılıktan yılda 220 milyar dolar kazanıyor. Avrupa’nın çiçeği ve sebzesi bu ülkeden gidiyor. Örtü altında , seralarda yetişen çiçekler ve sebzeler Avrupa pazarlarında yaz kış alıcı buluyor.

Konya ovası büyüklüğünde Türkiye’de kaç ova var. GAP kendi başına kaç tane Hollanda veya Kuzey ülkesi olur. Fırat ile Dicle nehirlerinin suladığı geniş Mezopotamya toprakları boş duruyor. 4O-50 yıllık bir projeyi yürürlüğe koymuş değiliz. GAP verime başlasa Asya Ülkelerinin , Avrupa’nın sebzesini , meyvesini biz karşılarız.

SORUNLAR ÇÖZÜLEMİYECEK ÖLÇÜDE DEĞİL , CİDDİYE ALINMIYOR , PLANLAMA YOK.

Yıllardır bu işin içindeyim,yukarıda sözkonusu ettiğim gibi  tarımın sorunlarını yeni baştan ele almanın zamanı geldi geçiyor.. Bu ülkede buğdaya , bakliyata , yağlı ürünlere , ete , hayvana Türkiye’nin döviz ödemesi doğru değil, ama mecburiyet doğmuş , naçar kalmışız.

NELER YAPILMALI

  1. Ülkemizde toprağa bağımlı olan , fakat kendi ihtiyaçlarını bile temin edemeyen ve nüfusun % 60 kadarı çiftçi diye geçer. Bunların herhangi bir katma değer sağladıklarını söylemek zordur. Bunları başka geçim yollarına yönlendirip, tarımda profesyonel işletmeler oluşmalı. Bu ise “Toprak reformu “ ile sağlanır. Yani 1960 ‘lı yıllarda müsteşarlığı bile kurulmuş olan kuruma yeniden ihtiyaç var. Bu neden önemli ; Gelişmiş Avrupa ülkelerinde üretici profesyonelleşmiş, birlik ve kooperatifler kurmuş , burası çok önemli!, nüfusun % 5 ile en çok 10’u tarıma bağımlıdır. Bunlar eğitilmiş, her biri araştırıcı , yenilikleri takip eden , ürünlerini birlik veya kooperatifler kanalı ile satan kimselerdir. Öğle kendi bahçesinde ürün yetiştiren , bir iki inek besleyen  işletme tipleri yoktur.
  2. Geniş tarım yapılacak topraklarımız var, Ya su olduğu halde sulama sistemi kurulmamış , sulanmadığı için verim az , ya da üreticiler sulamayı öğrenmemiş su heba oluyor, üreticiler eğitimli değil. Buna en iyi örnek GAP bölgesi. 30 yıl önce burada yapılacak tüm işlemler projelere bağlandı , ama hayata geçemedi. Hiç durmadan , betonlaşmaya ayrılan paranın buraya kaydırılması ve söz konusu projelerin tamamlanması gerekir.
  3. Hayvancılıkda ithal hayvan alımı durdurulmalı , bölgelerde damızlık temin edecek pilot yerler oluşmalı. TİGEM işletmeleri bu proje için en uygun yerlerdir. Bu konu hakkında geniş bir makalem mevcut . İsteyene verebilirim. Yararlanmak isteyen olursa ben hazırım.
  4. Üreticiler profesyonel konuma geçer ve nüfusun % 20- 25 ‘i tarıma yönlenirse verim artar , ihracat devreye girer. Burada tekrar etmekte fayda görürüm, Küçük işletme tipi ortadan kalkacak , üretici profesyonel duruma geçecektir. Diyebilirsiniz ki , geri kalan %40 ‘lık adı çiftçi olan kesim nasıl geçinecek . Hükümet bunu düşünsün. Başka kaynaklara yönlendirsin.
  5. Tüm bunlar yerine getirilmedikçe , hayal peşinde koşar dururuz. Ziraat Odası Başkanı’nın dediği 10 yılda 150 milyar dolarlık bir tarımsal hasılaya varmak mümkün olmaz….

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.