İztuzu’nda, “Yetti gari”

0
34
İztuzu’nda, “Yetti gari”

İztuzu’nda, “Yetti gari”

AV. BERNA BABAOĞLU ULUTAŞ DALÇEV AŞ YÖNETİM KURULU BAŞKANI RAMAZAN ORUÇ

İKUP, “DALÇEV, derhal tahliye edilmelidir”

İşletme hakkı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde olan İztuzu Plajı’nda özel firmanın faaliyete başlaması, İztuzu Kumsalını Kurtarma Platformu (İKUP) üyeleri tarafından protesto edildi.

Muğla’nın Ortaca ilçesindeki İztuzu Plajı’nda işletme hakkının kendilerinde olduğunu ileri süren Dalyan Çevre Turizm Ticaret Limited Şirketi’nin (DALÇEV) faaliyete başlaması üzerine bir grup çevreci Dalyan Mahallesinde bir araya gelerek, 15 tekne ile İztuzu’na ulaştı. Plaja gelen yaklaşık 350 kişi, ‘İztuzu halkındır, direne direne kazanacağız’ sloganları attı.

Basın açıklaması yapan gruba, plajda güneşlenen yerli ve yabancı turistler de destek verdi. Beşiktaş taraftar grubu ‘ÇARŞI’ da Beşiktaş bayraklarıyla eyleme katıldı. Çevreciler plajın boşaltılması için imza kampanyası başlattı. Jandarmanın geniş güvenlik önlemi aldığı basın açıklaması sonrası grup dağıldı.

Eyleme, 22 ve 23. dönem CHP Muğla Milletvekili Dr. Ali Arslan ve Dalyan’da, deniz kaplumbağalarının yaşamını konu alan bir kitap yazan ‘Carettaların Annesi’ unvanıyla anılan Kaptan June da katıldı.

 

İKUP sözcüsü avukat Berna Babaoğlu Ulutaş, yaptığı açıklamada, DALÇEV yetkililerinin hukuka aykırı hareket ettiklerini söyledi.

 

-Görevliler suç işliyor

DALÇEV’inİztuzu Plajı’nda haksız olarak işgalci konumunda olduğunu belirten Ulutaş, “Bu mahkeme kararı ile teyit edilmiştir. Bakanlığın ivedilikle tahliye edilmelerine dair talepleri, talimatları vardır. Biz bu talimatın uygulanmasını istiyoruz. DALÇEV’in bu plajdan tahliye edilmesini istiyoruz. Bizim istediğimizin yanı sıra burada kalmaları için hiçbir sebepleri yok. Bir hukukçu olarak kararın uygulanmamasına anlam veremiyorum. Kararı uygulamayan görevlilerin suç işlediğini düşünüyorum.”

 

-DALÇEV buradan çıkmıyor ya da çıkartılmıyor

10 Yıldır Dalyan’da yaşayan İngiliz David John, yargı kararın uygulanmamasına anlam veremediğini dile getirdi.

Yurtdışında böyle bir uygulamanın söz konusu olmadığına dikkat çeken John, “Yıllardır buradayım. Dalyan’da yaşıyorum ve burada ölmek istiyorum. Daha önce yaşanan birçok şey geçmişte kaldı ama şimdi yargı kararları var. Anlam veremediğim yargı kararlarına rağmen neden hala DALÇEV buradan çıkmıyor ya da çıkartılmıyor. İngiltere’de, Almanya’da, Hollanda’da böyle bir şey göremezdiniz. Niye yargı kararları uygulanmıyor anlam veremiyorum.”

 

– “Cerattepe’dencarettalara selam”

Datça’da yaşayan ve Artvin Cerattepe eylemine katılan aktivist Nazmiye Halvaşi ise, İztuzu’naCerattepe’den selam getirdiğini ifade etti.

İztuzu Plajı’nda doğa ve hukuk mücadelesi verdiklerini anlatan Halvaşi, “Buraya Artvin’den Cerrahtepe’den, Carettalara selam getirdim. Orada bir kent halkının verdiği çok ciddi bir mücadele var. Kent halkının siyaset farkı gözetmeksizin bir araya gelip, ortak oluşturdukları bir ruhtur oradaki. Bu direncin İztuzu’nda ve Muğla’da yeniden harekete geçmesini istiyorum. Burada doğa mücadelesinin yanında hukuk mücadelesi veriyoruz. İztuzu’da, Cerattepe gibi bir simgedir. Doğa anadır. Bende bir anayım ve analar bu topraklara sahip çıkacak.”

 

-İdare lütfen orayı terk edin diyor

CHP Ortaca İlçe Başkanı Mehmet Sertkaya, “Ortaca ve Dalyan’ın yaşam alanı olan, gündüzleri halkın geceleri ise Carettaların olan alan maalesef geçmişte belediyemizin elinden alınarak, özel sektöre devredilmek istendi. 1,5 sene süren mücadelenin sonunda da üniversiteye bir kamu kuruluşuna verilmişti. Bir kamu kuruluşu olan ve kar amacı gütmeyen üniversitenin İztuzu Plajını işletmesini olumlu karşılamıştık. Üniversite tarafından işletilen İztuzu Plajını, özel sektör bir gece operasyonu ile ele geçirmiştir. Hukukun ayaklar altına alındığı, idarenin sadece lütfen orayı terk edin dediği bir süreci yaşıyoruz. Devletin kolluk güçleri var devletin kolluk güçlerini hukuku uygulamaya, kararları uygulamaya davet ediyoruz. Bakanlık kararları var mahkemelerin kararları var maalesef bu kararlar halen uygulamaya konulmuş değil. Gerekli mercileri biran önce görevlerini yapmaya davet ediyoruz. Bu mücadelemiz devam edecek, bu alanın kar amacı güden özel sektöre terk edilemeyeceğine inanıyoruz”

 

-Dünyanın en iyi korunan açık alanı seçildiğinde belediyeler işletiyordu

22 ve 23. dönem CHP Muğla Milletvekili Dr. Ali ArslanCHP’li belediyelerin elinden zorla alınan, yandaşa yavaş yavaş kaydırılmaya çalışılan haksız bir uygulama olduğunu savundu. Amaçlarının ona karşı çıkmak ve doğaya sahip çıkmak olduğunu kaydeden Arslan, “bu bölge Dünyanın en iyi korunan açık alanı seçildiğinde burayı belediyeler işletiyordu. Para kazanmalarının dışında bu bölgeyi korudular da, özel sektörün ise aynı mantıkla çalışmayacağı daha bugünden belli, daha birkaç gün önce buraya vinçler, jeneratörler sokuldu. Hakikaten hepimizin yüreğini burkan bir hukuksuzluk var. Hukuksuzluklara da herkesin karşı çıkması lazım, bizde o nedenle buradayız”

 

-MSKÜ bilimsel amaçlı, biz de ticari amaçlı buradayız

DALÇEV A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Oruç, DALÇEV’in gasp edilmeye çalışılan hakkını Muğla Sulh Hukuk Mahkemesi’nin önlediğini ve haklılıklarının onayladığını ileri sürdü. Yargıtay’ın da DALÇEV’in haklılığı aynen mahkeme kararı ile onadığını anlatan Oruç, şunları kaydetti:

“Dolayısı ile biz hukuki bir şekilde buradayız. Elbette bir kafa karışıklılığı var. MSKÜ’neİztuzu kıyı alanı bilimsel amaçlı tahsis edildi. DALÇEV’de Dalyan Boğazağzı işletmelerinin işletme hakkını aldı. Dolayısı ile bugün yapılan eylemin anlamını da tam anlamış değilim. Kamuoyunun kafasını bulandırmak için elbette bazı söylemler yapıldığını biliyorum. Burada hükümeti ve devleti zor durumda bırakma amaçlı yanlış bir yönlendirme var. 2 yıl süren hukuk sürecini bekledik. Yerimize gelerek işletmeye başladık. DALÇEV A.Ş olarak mahkemelerden çıkacak her türlü karara saygımız var. Burada yanlış anlaşılan şu; MSKÜ bilimsel amaçlı burada, biz de ticari amaçlı”

 

-İKUP’tan açıklama, “Yetti Gari!”

29 mayıs Pazar günü Dalyan İztuzu plajında İztuz Kumsalını Kurtarma Platformu çatısı altında toplanan STK’lar ve vatandaşlar, DALÇEV’in tesisleri işgalini ve yetkililerin gerekli işlemleri yapmadıklarını ileri sürerek yaptıkları ortak basın açıklamasında,”Yettigari” dediler.

 

İKUP sözcüsü avukat Berna Babaoğlu Ulutaş, tarafından yapılan basın açıklaması şöyle;

-Dalyan Çevre Geliştirme, Turizm, İnşaat, Emlak ve Otelcilik A.Ş. (DALÇEV), 1,5 yıl aradan sonra İztuzu kumsalına yine gece yarısı ve izinsiz olarak girdi, plaj tesislerini işgal etti. Deniz kaplumbağalarının en önemli yuvalama alanı olan İztuzu kumsalındaki işgal, tam da yuvalama döneminde 20 gündür devam ediyor.

-Devletin yetkili organları, bu işgale bugüne kadar fiilen müdahale etmedi, bolca laf üretti.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi “plajı boşalt” dedi; DALÇEV devletin masasına yumruğu vurdu ve “üniversite PKK ve Paralel yuvası” dedi.

-Ortaca Kaymakamlığı “1 hafta içinde plajı boşalt” dedi, DALÇEV şezlong ve şemsiyelerini kumsala çıkardı.

-Çevre ve Şehircilik Bakanlığı “ivedilikle plajı boşalt” dedi, DALÇEV üniversitenin şezlong ve şemsiyelerini bir kenara attı, getirdiği şezlong ve şemsiyeleri yerleştirdi.

-Muğla Valiliği “her türlü yasal ve idari tedbirler uygulanacaktır” dedi, DALÇEV kumsala iki jeneratör, bir de vinç çıkardı…

-İztuzu plajında şube açtığını söyleyip faaliyete geçti, gelir beyan etmek üzere vergi kaydı aldı….

-Çoğunluk şaşkınlık içinde olup bitene ve acizliğe isyan ederken, bazıları DALÇEV şezlong ve şemsiyelerini plaja taşısın diye teknesini verdi, jeneratörlerini götürsün diye izni olmadığı halde feribotla nakliye yaptı, küçük hesaplar peşinde teknesini iskelesine bağlayarak desteğini verdi, ses çıkarmayarak onurunu verdi.

-Şimdi DALÇEV diyor ki; elimde karar var, Muğla Sulh Hukuk Mahkemesini küçük görüyor ki Yargıtay kararı diyor Sulh Hukuk kararı olduğundan bahsetmiyor, ben burada yasal işletmeciyim, ben değil Üniversite işgalci diyor.

 

Biz bu söylemlerin doğru olmadığını buradan beyan ediyoruz.

 

DALÇEV’in elindeki Muğla Sulh Hukuk Mahkemesi kararı protokol yaptığı MUÇEV’e karşı alınmış bir karardır.  Bu karar henüz kesinleşmemiştir ve kesin hüküm teşkil etmemektedir.

Dalçev’in elindeki karar, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesini, Çevre ve Şehircilik Bakanlığını, Muğla Valiliğini, Ortaca Kaymakamlığını, Ortaca Belediyesini, Muğla Büyükşehir Belediyesini bağlamaz. Neden? Çünkü bu kararın ait olduğu dava dosyasının ya da dava konusu protokolün tarafları bu kurumlar değil, Davalısı MUÇEV’dir.

 

Asliye Hukuk, Sulh Hukuk gibi genel mahkemelerin nasıl işleyeceğini belirleyen, Hukuk Muhakemeleri Kanunun 303.maddesinde:

(“MADDE 303 – (1) Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.

(2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder.

(3) Kesin hüküm, tarafların külli halefleri hakkında da geçerlidir.

(4) Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer’i zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, Türk Medeni Kanununun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır.

(5) Müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir.”)hükümleri düzenlenmiştir.

 

Buradan da anlaşılacağı üzere bir davada verilen karar o dava dosyasının taraflarını bağlar.  Ayrıca taraflar hakkında maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmesi için şekli anlamda kesinleşmesi de gerekir.

Bunları neden anlatıyoruz, bir deli bir kuyuya taş attı misali olaylar yaşanıyor, onun için anlatıyoruz. Detaylar içinde konu bulandırılarak bu meselede temel alınması gereken kaideler yok sayılıyor.

DALÇEV’inİztuzu üzerinde hiçbir hakkı yoktur. Bu meselede temel hukuk ilişkisi olan Bakanlık ile MUÇEV arasındaki İztuzu’na dair protokol yok hükmündedir, Bakanlık ile Üniversite arasındaki protokolün hukuka uygun olduğu Mahkeme tarafından karara bağlanmıştır.

Bizler, bilgi kirliliği yaratıldığı, algı operasyonu düzenlendiği, il ve ilçedeki yönetici pozisyonundaki görevlilerin aklı tutulduğu için hukuk anlatıyoruz.

Adaletli olmak için vicdan sahibi olmak, bilinçli olmak, temel hukuk kaidelerini bilmek, uygulamak, uygulatmak gereklidir.

Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar ve onun altındaki düzenlemeler Anayasaya aykırı olamaz.Anayasanın 43’üncü maddesi çok açıktır. ‘Kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Kıyılar halkındır.

 

Bölgemiz özel çevre koruma bölgesidir. Yanlış anlaşılmasın, bazı çevreleri korumak için değil,  Köyceğiz ve Dalyan’da bulunan sulak alanları, sazlık alanları, kumul ekosistemleri, sığla ormanlarını, endemik türleri, nesli tehdit altındaki türleri, arkeolojik sit alanlarını, doğal sit alanlarını korumak için bu statü verilmiştir.Özel Çevre Koruma Bölgesi olması sebebiyle de Köyceğiz-Dalyan Özel Çevre Koruma Bölgesinde yeralan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazları idare yetkisi Çevre ve Şehircilik Bakanlığındadır.

 

Tabiat varlıkları ve doğal sit alanları ile özel çevre koruma bölgelerinde bulunan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin idaresi hakkında yönetmeliğin 42.maddesi hükümlerine göre bu yerlerin ihalesiz olarak kiralanması ancak kamu kurum ve kuruluşlarına yapılabilir.

 

Ortaca Belediye Başkanlığı tarafından açılan davada, Muğla 2.İdare Mahkemesi 2014/1240Esas ve 2016/30Karar sayılı 14.01.2016 tarihli karar ile, yönetmeliğin 42.maddesinde sayılan şekilde,  kamu yararı faaliyetini yürüten bir dernek veya vakıf statüsü niteliği bulunmayan MUÇEV Turizm ve Ticaret Limited Şirketi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığının imzaladığı protokolü ve bu protokolün imzalanmasının uygun bulunmasına dair Başbakanlık işleminde hukuka aykırı olduğundan, bu iki işlemi iptal etmiştir.

 

Dalyan Çevre Geliştirme, Turizm, İnşaat, Emlak ve Otelcilik A.Ş. (DALÇEV), Muğla İdare Mahkemesinde Muğla Üniversitesine ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığına karşı, bu iki kurum arasındaki protokolün iptali için açtığı davayı Muğla 1. İdare Mahkemesinin 2015/739Esas 2016/464Karar sayılı 06 Mayıs 2016 tarihli kararı ile kaybetmiştir.

İdare Mahkemeleri, devletin yani idarenin işlemleri hakkında açılmış davaları gören ve karara bağlayan özel yetkili mahkemedir. Bu mahkemelerce verilen kararların uygulanması için kesinleşmesi gerekmez. Bunun anlamı DALÇEV’in kararı temyiz etmesi bu kararların uygulanmasını durduramaz.

Burada belirttiğimiz Muğla İdare Mahkemesi kararlarının her ikisi de Çevre ve Şehircilik Bakanlığına Mahkemece ve taraflarca tebliğ edilmiştir.

Yukarıda bahsettiğimiz kararlardan gerek Dalyan Çevre Geliştirme, Turizm, İnşaat, Emlak ve Otelcilik A.Ş. (DALÇEV)’le  protokol yapan MUÇEV Turizm ve Ticaret Ltd.Şti’nin  Bakanlıkla yapmış olduğu protokolün iptali kararına,  gerekse DALÇEV’in kaybettiği  davada verilmiş kararlara  karşı Danıştay’ca verilmiş bir yürütmeyi durdurma yoktur. Böyle bir yürütmeyi durdurma olmadığı sürece de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı,  Muğla Valiliği, Ortaca Kaymakamlığı, Ortaca Belediye Başkanlığı, Ortaca Mal Müdürlüğü, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Dalyan Çevre Geliştirme, Turizm, İnşaat, Emlak ve Otelcilik A.Ş. (DALÇEV)’in MUÇEV Turizm Ticaret Ltd.Şti. ile yapmış olduğu protokolü YOK hükmündedir. İdare mahkemelerinin kararları dikkate alınarak uygulanmalıdır.

DALÇEV’in özel sektöre ait şirket olarak bu alanda faaliyet göstermesi,  İztuzu’ndan halen mülki amirlerce tahliye edilmemiş olması, vergi kaydı alması,  İztuzun’da şube açması buna karşılık İztuzuKumsalında  geçerli protokole dayanarak faaliyet gösteren, kıyı yönetimi anlayışı bakımından doğru bir yaklaşımla İztuzu Kumsalının korunması ve günübirlik alanların işletilmesi verilen  Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin plajdan tahliye edilmek istenmesi hukuka aykırıdır.

TABİAT VARLIKLARI VE DOĞAL SİT ALANLARI İLE ÖZEL ÇEVRE KORUMA BÖLGELERİNDE BULUNAN DEVLETİN HÜKÜM VE TASARRUFU ALTINDAKİ YERLERİN İDARESİ HAKKINDA YÖNETMELİĞİN (MADDE 70 –(1) Kiralanan, tahsis edilen, işletme hakkı veya kullanma izni verilen Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerin süresi dolduğu hâlde tahliye edilmeyen, sözleşmesi veya taahhütnamesi fesh edilen veya herhangi bir sözleşmeye dayanmaksızın fuzulenişgal edilen devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların tahliyesi İdarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülki amirince en geç onbeş gün içinde sağlanarak, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer İdarece görevlendirilecek memurlara boş olarak teslim edilir. )

DALÇEV, 70.maddesinde düzenlendiği şekilde Ortaca Kaymakamlığınca derhal tahliye edilmelidir.

İztuzu Kumsalı, Akdeniz’deki deniz kaplumbağalarının (Carettacaretta) en önemli üreme alanlarından biridir. 1988’den beri  Köyceğiz-Dalyan Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içinde yer almaktadır. 4,5 km uzunluğunda olan bu sahil şeridinde: Dalyan Ağzı ve İztuzu Plajı Günübirlik Alan ve Tesisleri olmak üzere iki bölümünde, İztuzu Kumsalı Günübirlik tesisleri vardır. Bölgedeki turizm faaliyetleri ile deniz kaplumbağalarının yuvalama dönemleri eş zamanlı olduğundan, İztuzu kumsalı koruma-kullanma dengesinin çok hassas olduğu bir kumsaldır. Gündüzleri halkın geceleri kaplumbağaların olan kumsalın nasıl yönetileceği çözülemeyen bir sorun yumağı haline getirilmiştir.

İztuzu kumsalı gibi hassas bir alanda özel sektörün faaliyeti ekolojik dengeleringözardı edildiğinin göstergesidir.

Korunan alanlar ticari meta olarak görülmemelidir, rant amaçlı peşkeş çekilmemelidir. Ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar gereği, bu alanlarda, sürdürülebilir turizmi destekleyen, katılımcı ve çevreci yönetim politikaları izlenmelidir. İztuzu gibi dünyada sayılı olan doğa koruma alanları  devlet tarafından gelir kaynağı zihniyetiyle yönetilmemelidir. Özel sektör tarafından kar aracı olarak görülmemelidir. Koruma altındaki İztuzu kumsalının, her kafasına esenin çıkarma yapacağı yer olmadığını gösterme zamanı geldi artık.

2013 yılının Kasım ayında başlayan bu mesele, İztuzuKumsalının  özel bir şirkete (MUÇEV Turizm Ticaret Ltd.Şti.) ihalesiz verilmesi o şirketin de başka bir şirketle (DALÇEV ) protokol yapmasına itirazlarımız neticesinde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığının,  toplumun da  kabulü ile plajın yönetimi için protokol yapmıştı. Çevre ve Şehircilik Bakanı bize bir söz vermişti. O sözü hatırlatıyoruz.

Yetti gari! diyoruz, anlayana. Anlamazsanız biz irademizi ortaya koyacak yollar bulacağız.

İztuzu Kumsalında özel sektörün faaliyet göstermemesi için, İztuzu Kumsalının rant olarak görülmemesi için  Çevre ve Şehircilik Bakanlığından talepte bulunan 97,000 kişi adına soruyoruz. Devlette devamlılık var mı? Yok mu?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığını görevini yapmaya İztuzu Kumsalını korumaya davet ediyoruz.Muğla Valiliğini, Ortaca Kaymakamlığını, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığını, Ortaca Belediye Başkanlığını,  İztuzu Kumsalını korumaya davet ediyoruz.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kanunları uygulasın; halka verdiği sözü tutsun, İztuzu’nu boşaltsın.

Tüm doğa dostlarını, toplumdaki eşkiyalara karşı hukukun üstünlüğünü savunanları bize destek olmaya, İztuzu Kumsalını savunmaya, İztuzu Kumsalını kurtarmaya çağırıyoruz.

 

İztuzu Kumsalı Doğa’nın ve Halkındır!Saygılarımızla,

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here