CHP Muğla eski milletvekili Dr.Ali Arslan; “Üniter devlet hassasiyetini gözeterek, yerelleşmeye evet”

0
45
CHP Muğla eski milletvekili Dr.Ali Arslan;  “Üniter devlet hassasiyetini gözeterek, yerelleşmeye evet”

CHP Muğla eski milletvekili Dr.Ali Arslan;

“Üniter devlet hassasiyetini gözeterek, yerelleşmeye evet”

 

Muğla Büyük Şehir Belediye Başkanlığının en muhtemel adaylarından CHP Muğla eski milletvekili Dr. Ali Arslan’la yaptığımız söyleşide Yerelleşme, Kent Meclisi, Büyükşehir ve Çözüm Süreci konularını değerlendirdi.

 

*Yerel yönetimlerin yetki alanının genişletilmesi

Kent Meclisleri uygulanmaya başlandı ama Türkiye’nin her yerinde verimli olarak çalıştığı söylenemez. Onun eksikliklerinin giderilmesi gerekiyor. Kent meclislerindeki sorun nelerdir onun üzerinde çalışmalar yapılması gerekiyor.Dünyada süreç yerinden yönetime gidiyor. Olması gereken de bu. Türkiye’nin gereklilikleri var. Bölgesel farklılıklar, inanç farklılıkları, üniter devlet ve ülke rejiminin gözetilmesi gerekiyor.Halkın yönetime doğrudan katılması gerekiyor. Kent meclisi uygulanıyor ama verimli çalıştığı söylenemez. Oysa sorunların yerinde tespiti gerekiyor.1984-92 yıllarında Ortaca belediye meclis üyesiydim. Şunu kaygıyla görüyordum. Ortaca belediyesinde inşaat mühendisi yoktu. Uygulayan teknikerdi. Bugün bu sorun yok, birden fazla mühendisi var artık. 20-30 sene önce böyle bir şey mümkün değildi. İletişim odaklı hızlı gelişme belediyeleri bu düzeye getiriyor. Bunlar pilot uygulama yapılarak sonuçlar görülebilir.

*Kent meclisleri daha aktif çalışmalı

Türkiye’de kent meclisleri aldıkları kararlar konusunda sıkıntılar çekiyor. Yaptırım güçleri yok. Sadece danışma organı gibi çalışıyor. Sanıyorum bir süre sonrada insanlar yılgınlığa uğruyor ve işlevini kaybediyor. Kent meclisi oluşturulmamış ilçeler var. Sadece belediyeye danışmanlık yapan kurum olmamalı. Bütün daire müdürleri doğal üye ama ciddiye alınmıyor.Halkımız olayın ciddiyetini kavrayamadı. Öyle bir kültürümüz de yok. İnsanlar edilgen bir yapı içinde. O kent için karar alma noktasında içinde bulunmayı elzem görmüyor. Sanırım birilerinin kendi adına düşünmesini istiyor. Bu eğitimle ve gelişmişlik düzeyiyle ilgili. Eğitim, çalışma düzeyi yüksek olması gerekiyor.  Kent meclislerinin çok iyi çalıştığı ilçelere baktığınızda eğitim ve kültür düzeyinin yüksek olduğu ilçeler görülüyor.

Buna İzmir Karşıyaka iyi bir örnektir. Daha bu yasa bile yokken oluşturulan kent meclisinin ne kadar etkili olduğunu Karşıyakalılar çok iyi biliyor.Muğla’ya baktığınızda da Muğla merkez, Ortaca ve Datça örnek gösterilebilir. Buralarda iyi çalışmaya gayret eden kent meclisi yapılanması var. Yerel yönetimlerin yetki alanlarının genişletilmesinde halkın direk olarak yönetime katılmasını anlamalıyız.Bunun yanında da merkezi idarenin üniter devlet yapısını sıkıntıya sokmadan bir takım görevler yerel yönetimlere devredebilir. Tamamını devreden ülkeler bile var ama Türkiye’deki gelişmişlik farklılıkları bu konuda belirleyici.

*Sağlıkta pilot uygulama, adalet ve güvenlik mümkün değil

Sağlığı yerelleştirirseniz her bölgede aynı sonucu alamazsınız. Bugün bile eleman eksikliği giderilemiyor. Personel sorunu yaşanır. Bölgesel dengesizlikler çıkacaktır.Pilot uygulamalarla yapılabilir. Bunun Avrupa ülkelerinde örnekleri var. Örneğin Finlandiya’da yereldir, sorun yok. Ama Adalet ve Güvenlik meselelerinde mümkün değil. Türkiye’de çok ciddi sağlık sorunlarına neden olur.

*Kırmızı çizgiler var

CHP yerelleşme konusunda daha statükocu gibi görünmesine rağmen diğer partilere göre kendi iktidarlarında yaptığı önemli çalışmalar var, yine yapılabilir ancak kırmızı çizgiler var. Üniter Devlet yapısını bozacak bir yapılanmanın önünü açmamak gerekir. Bunu uygulayanın niyeti önemli. Sistemin aksaklıklarını gidermeye çalışmak yerine kendi ideolojilerine ikna etmeye çalışmak sorundur.  Yerel yönetimlerin ekonomik gücünü arttırmak gerekiyor. Örneğin Vergi toplamada yerel yönetimler etkin hale getirilebilir, böylelikle bir kısmını yerel kullanır. Eğitimde yerellik araştırılabilir ama dediğim gibi Sağlıkta pilot uygulamayla başlanabilir. Yerelleşmeye evet, üniter devlet hassasiyetini gözeterek”

*Muğla’daki CHP’li yerel yönetim modeliyle Muğlalı mutlu, barışık yaşıyor

“Muğla’nın demografik yapısı bugünkü büyükşehir yapılanmasına uygun değil. Mesela Muğla’nın 100 bin nüfuslu bir kenti yok.Muğla çok dağınık, bir uçtan bir uca450 kilometre, hizmetin kontrolü de çok zor. Bütün şehir yapısı uygun değil. İstanbul-Kocaeli tamam, ama Muğla’nın demografik olarak Türkiye’de farklı bir tarafı var. TÜİK rakamlarına göre Türkiye nüfusunun yüzde 75’i kentlerde yüzde 25’i köylerde oturuyor. Muğla’nın ise yüzde 40’ı kentlerde yüzde 60’ı köylerde oturuyor.

Belediye hizmetlerinin 450 kilometreye serpilmiş 395 köy, 61 belde ve ilçeye hizmet götürmesi çok kolay değil. Beldelerin kapanması sıkıntı yarattı. Belde belediyeleri kapanmasalardı yakın olan köylere hizmet götürecekti. ÖrneğinOrtaca BelediyesiGökbel’e hizmet götürecek. Oysa belde kapanmamış olsaydı,Dalyan Belediyesimahallesi olsaydı hizmetdaha çabuk, daha kolay, denetlenebilir ve karşılanması kolay olurdu.

Sıkıntı doğabilir, sıkıntının altından kalkarsa ancak CHP kalkar. Çünkü Muğla’yı bir uçtan bir uca CHP’li belediyeler yönetiyor. Muğla’daki CHP’li yerel yönetim modeliyle Muğlalı mutlu, barışık yaşıyor. Muğla’da hatta Ege bölgesinde seçmenimiz CHP’li belediyeler tarafından yönetilmekten mutlu. Kimsenin yaşam alanına müdahale etmiyor”

*Şimdiye kadar bölge hastanesi yapılması gerekirdi…

Sağlıkla ilgili yöremizde çok çarpık bir uygulama var. Köyceğiz, Ortaca ve Dalaman’da da hastaneler var. Her biri de yetersizlik içinde kıvranıyor. 3 ilçede de sorun var. Oysa şimdiye kadar bölge hastanesi yapılması ve vatandaşa daha kaliteli sağlık hizmetini sunan kurumun oluşturulması gerekiyordu. Bu da merkezi idarenin alanı. Siyasi kaygılarla her ilçede işlevli olmayan hastane yapıları oluşturdu. Sağlık hizmetinin kalitesini yükseltmek,vatandaşa kaliteli sağlık hizmeti vermekten ziyade vatandaşı siyaseten memnun etmek hedefiyle yapılan hastaneler.

Temel amaç sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının değil, bu bölgenin turizminin de kalkınabilmesi için turizm merkezli kaliteli bir sağlık sunumunun yapılması gerekiyor. Ama mevcut yapı, merkezi idarenin karar verdiği yapı içerisinde böylesine saçma, anlamsız, vatandaşa çok da hizmet edemeyen bir yapı oluşturulmuş”

*Çözüm süreci

“Bugün iktidarın götürdüğü proje: ne barış projesi, ne silah bırakma projesidir, ne de o bölge insanını sevdiği için yerelleşerek hizmetlerin daha rasyonel kullanılması ve götürülmesi sürecidir. Bugün götürülen proje bence Tayyip Erdoğan’ın anayasada yapacağı değişikliklerin, onun sonucunda da Türkiye’ye Başkan olma heveslerinin uygulamasıdır. Ben, AKP’nin yerelleşme konusunda samimi olduğuna inanmıyorum. Bu süreç Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’ye başkan olup olmamasıyla ilgili bir süreç gibi görünüyor.

AKP anayasa değişikliği için yeterli sayıya sahip değil. Eksiğini BDP grubuyla tamamlamak istiyor. BDP ile birlikte de olsa referandum gerekiyor. Tayyip Erdoğan’ın hem mecliste BDP’nin oylarına ihtiyacı var, hem de referandumda Kürt yurttaşların oylarına ihtiyaçları var. Bunu insan çok kolay görebiliyor. Başbakan madem bu kadar barışa, kardeşliğe müsaitti de niye 6 ay önce idam ve dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda panter kesiliyordu. Başbakanın gerçek niyeti Türkiye’deki diktatörlüğü başkanlık sistemiyle kurabilmek. Parlamenter sistemi yok edip çok güçlü yetkileri olan, hatta kendi yandaşlarını, kendi arkadaşlarını, kendi ideologlarını rahatsız eden başkanlık sistemini, dinci bir diktatörlüğü Türkiye’ye getirebilmek. Bunu da Apo’nun desteğiyle yapmaya çalışıyor. Öyle görünüyor ki buna referandumda halk karar verecek”

 

Dr.Ali Arslan kimdir?

20 Ocak 1955 Ula’da doğdu. Tütüncülükle geçinen ve mevsimlik işçi olarak TEKEL de çalışan bir ailenin çocuğu. İlk ve ortaokulu Ula’da liseyi İzmir’de okudu, sonraEge ÜniversitesiTıp Fakültesini kazandı. Göcek Etibank Maden İşletmeleri’nde İşyeri Hekimi olarak çalıştı. 1982’de Ortaca’da muayenehane açtı.

1973’de CHP’ye üye oldu. 1984’de SODEP’den Belediye Meclis üyesi seçildi ve 2 dönem Ortaca Belediye meclis üyesi oarak görev yaptı. 14 Kasım 2002’de 22.dönem milletvekili olarak girdiği TBMM’de 23.dönemde de milletvekili seçilerek 12 Haziran 2011 seçimlerine kadar CHP Muğla milletvekili olarak görevini sürdürdü.

Fransızca bilen Arslan, evli ve 1 çocuk sahibi. 

Ömer Kundakçı-Mehmet Bozkır

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here