0
71

Cumhuriyet döneminde bir bilge, “Sayılı”

Atatürk’ün, ‘bu öğrenci ile ilgilenin’ dediği genç, “Ordünaryüs” oldu…

Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Yüksek Lisans Öğrencisi Hazal Irmak Kundakçı, dünya çapında bir değer olan ve 2009 yılı başından itibaren 5 liralık banknotların arka yüzünde portresi yer alan hocaların hocası, Ordünaryüs Prof. Dr. Aydın Sayılı’yı kaleme aldı.

Ordünaryüs Prof. Dr. Aydın Sayılı:

Uzun ve bol ürünlerle dolu ömrünün büyük kısmı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun yetmiş yılı içerisinde geçmiş olan Aydın Sayılı üzerine hazırlamış olduğum makalenin ana başlığı “Türkiye Cumhuriyeti’nde bir bilge Aydın Sayılı’dır. Böylece, Türkiye Cumhuriyeti devri Türk bilgesi olarak ele aldığım Aydın Sayılı’nın, gerek kişiliğinin gerekse çalışmalarının söz konusu bilge tanımına uygun olduğunu göstermiş olacağım.

Ordünaryüs Prof. Dr. Aydın Sayılı (1913-1993) Cumhuriyet döneminde yetişmiş anıt insanlarımızdan biridir. Onun yaşamı, bilim ve kültür tarihimizde, her bakımdan örnek alınmaya değer üstün bir kişiliği yansıtır. Çocukluk, öğrenim, öğretim üyeliği ve emeklilik dönemleri üstün başarılarla dolu olduğundan, hayatını doğru olabildiğince tam olarak anlatmakta çok yarar olacağını düşünüyorum.

Aydın Sayılı, 2 Mayıs 1913 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Babası Abdurrahman Sayılı (1875-1954), annesi Suat Sayılı (1889-1951) dır. Büyük ablası Piraye Arıcanlı ve Gündüz Sayılı adlarında iki ablası vardır. Çocukluk dönemiyle ilgili kısa bir bilgi verecek olursam ablası Piraye Arıcanlı, bu döneme ilişkin şöyle diyor; “Her devrede sakin, sorumluluğu bilen şahsiyet sahibi bir insandı.”

Ankara Erkek Lisesi’nde Aydın Sayılı ile aynı sınıfta okuyanlar arasında, ünlü ozanlarımız olan Orhan Veli Kanık ve Oktay Rıfat Horozcu bulunmaktadır.

Aydın Sayılı, bir otobiyografisinde şöyle diyor; “Savaş dolayısıyla yurda dönmem 1934 Ağustosuna kadar gecikti ve o tarihte Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ne ilmî yardımcı olarak alındım. Eylül 1943’den Nisan 1946’ya kadar askerlik vazifemi yaptım ve bunun bitiminde fakültedeki görevime döndüm.”

Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı’nın anlatımıyla Atatürk ile bir sınav anısı

“Atatürk, lise ve yüksek okullarımızı zaman zaman ziyaret etmiştir. Bu arada 1933 yılında Atatürk Lisesi (döneminde Ankara Erkek Lisesi diye adlandırılıyor) tarih- coğrafya ve yurt bilgisi okul bitirme sınavımıza gelir. Konusunun genişliği dolayısıyla sınavlar oldukça uzun sürüyordu. Atatürk sınav heyetinin en faal üyesi idi. Atatürk sınavın tümünde yoktu ve sınavları Atatürk tarafından yapılan öğrencilerden biri de bendim. Sınavımdaki başarımdan dolayı çok memnun kalmış. Bu sebeple Milli Eğitim Bakanı’na ‘bu öğrenci ile ilgilenin’ şeklinde bir talimat vermiş. Milli Eğitim Bakanlığı ileri bir eğitim olan yüksek öğrenimime tarih ve fen konularına bir araya getiren bir alan olarak benim için bilim tarihinin uygun bir meslek olabileceğini düşünmüş.”

“O yıllarda bilim tarihi konusu önemli bir kıpırdanma hareketine sahne olmaktaydı. Amerika’nın Harvard Üniversitesi’nde bilim tarihi alanı belirginlik kazanmakta ve bu çalışmaların odağını George Sarton adlı bir profesörün faaliyetleri oluşturmaktaydı. Bu faaliyetten bizim o zamanki Milli Eğitim Bakanlığımızın ve yeni kurulmuş olan Türk Tarih Kurumu’nun seçkin mensuplarının da haberi varmış. Bu itibarla konuyu biraz derinlemesine incelemek de benim için mümkün oldu. Bu arada George Sarton’un çıkarmaya başladığı Bilim Tarihine Giriş adlın kitabın yayınlanmış olan birinci cildini Türk Tarih Kurumu’nun Kütüphanesi’nde gözden geçirme fırsatını da buldum ve bilim tarihini meslek seçtiğim ve yarışma sınavını kazandığım takdirde Sarton’un yanında öğrenimimi sürdürebileceğim de bana söylendi. İşte bütün bunlar, benim bilim tarihini meslek olarak seçmemin yolunu açmış oldu. ”

Böylelikle Atatürk’ün Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı’nın sınavına gelmesi onun hayatının seyri üzerinde büyük bir etki yaratmasına neden olmuştur. Atatürk hepimizin yaşamına yön vermiş bir kişidir. Fakat Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı için daha kişisel ve özel türden bir etki söz konusudur. Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı sınavda Atatürk’ün olmaması durumunda yüksek öğrenimini su mühendisi olarak devam ettirme düşüncesindeydi. Elbette ki o sahada da çok önemli ve yararlı bir mesleği temsil ederdi. Fakat o bilim tarihini ve üniversite hocalığı mesleğini seçmiş olmaktan çalışmalarından da gördüğümüz üzere çok memnundu.

Bilim tarihi konusu milli kültürümüzün zenginleşmesi açısından bizler için olağanüstü önemde bir konudur. Kültür dağarcığımızın böyle temek önemde bir kültür öğesi ile beslenip geliştirilmesinin Atatürk ilke ve düşünceleri ile tamamıyla uyumlu olduğundan da hiç şüphe yoktur.

Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı’nın bu amaçla yapmış olduğu çalışmalardan da yola çıkarak; insanın en gerçek yol göstericisinin bilim olduğunu ve Türk Milletinin uygarlık ve ilerleme yolunda göstereceği büyük başarılarda kafasında ve elinde tuttuğu ışığın bilim olduğunu ve olması gerektiğini söyleyen Atatürk’tür.

Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı, ömrünün büyük bölümünü bilim tarihi çalışmalarına bilinçle ayıran, bu uğraşısından derin bir zevk duyan, bilim tarihine önemli birçok katkıları ile ülkesinde ve uluslararası bilim ortamında haklı bir saygınlık kazanmış bir kişiliktir. O, anadili Türkçe’nin dışında İngilizce, Fransızca, Almanca, Farsça ve Arapça dillerini de çok iyi bildiğinden, kaynak yayınları kavramakta ve yorumlamakta üstün bir performans göstermiştir. 1952-1953 ve 1956-1957 akademik yılları içinde Amerika Birleşik Devletleri hükümetinin ve Ford Vakfı’nın verdikleri burslarla, ABD’nin kütüphanelerinde iki yıla yakın süre araştırmalar yapmıştır. Aydın Sayılı’nın bu olanağı en verimli biçimde değerlendirmesinde, bildiği altı yabancı dil bilgisinin etkisi tabi ki de büyüktür.

Aydın Sayılı, bilim tarihi araştırmalarını kesintisiz sürdürürken, yükseköğretimimizde bilim tarihini, bağımsız bir akademik kürsü biçiminde resmi bir duruma kavuşturup yerleştirmekte öncü hizmetleri gerçekleştirdiği gibi, bilim tarihçilerimi yetiştirmekte de yıllarca süren özverili bir emek verdi. Nitekim tanınmış bilim tarihçimiz olan Prof. Dr. Sevim Tekeli, hocası Aydın Sayılı’yı “üstün bir bilim adamı, değerli bir öğretmen, bir bilge” olarak niteliyor.

Aydın Sayılı, Maarif Vekaleti’nin yurt dışına öğrenci göndermek için açtığı sınavı kazanarak, Harvard Üniversitesi’nde “Bilim Tarihi” bölümünde yüksek öğrenimini yapmak üzere, Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderildi ve 1941 yılında doktora derecesini aldı. Tezinin konusu “İslam Dünyasında Bilim Kurumları”dır. Bu doktora Harvard Üniversitesi’nde ve bilindiği kadarıyla da dünyada bilim tarihi dalında verilen ilk doktora derecesidir.

Aydın Sayılı’nın konuşma ve yazıları zengin bir kültür birikimini açık bir şekilde yansıtmaktadır. Metafizik görüşlerden ve dogmalardan ziyade, özellikle bilim tarihine dayanan düşüncelere ilgi duyardı. Gerçekçi ve sistematik düşünce, belirgin bir niteliği idi. Bu nitelikteki soruları da daima iyi karşılardı. Karşısındakini, şekilde nazik, esasta sağlam bir düşünce yapısıyla yanıtlar, yanıtları daima sistematik, tutarlı ve doyurucu olmuştur.

Sayılı, ülkemizde özellikle bilim tarihi alanında çok değerli bir kütüphaneye sahipti. Bugünkü malî değeri birkaç milyar Türk lirası olan kitaplarını, -ölümünden sonra verilmek üzere-, Atatürk Kültür Merkezi Kütüphanesi’ne bağışlamıştır. Vasiyeti, ölümünden sonra, ablaları tarafından yerine getirilmiştir.

Son yıllarda sağlık sorunları ile uğraşmak zorunda kalan Aydın Sayılı, Ankara Üniversitesi İbn-i Sina Hastanesi Üroloji Kliniğinde, sol böbrekte kanser teşhisiyle 12 Nisan 1990 tarihinde böbrek ameliyatı oldu. Aynı zamanda kalbinde ve cildinde belirli rahatsızlıkları bulunmaktaydı. 1993 yılında evinin önündeki sokakta geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etti. Cenazesi 18 Ekim 1993 tarihinde Ankara- Cebeci Asri Mezarlığı’nda toprağa verildi. Bilim ve kültür dünyamızın bu büyük kaybı, basınımızda ve radyolarımızda, televizyonlarımızda önemine yakışır biçimde ne yazık ki yansıtılmadı.

Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı’nın 2009 yılı başından itibaren 5 Türk Liralık banknotların arka yüzünde portresi vardır. Dünya çapında bir değerimiz olan Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı’nın portresinin ulusal para birimimizde yer alması ülkemizde akademik dünyamız açısından bir övünç ve gurur kaynağıdır.

Hazal Irmak Kundakçı

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here